Tavsiye ediyoruz Oyleyse varız

16 Temmuz 2009 Perşembe

Aşk Buhranı

değmez yazmaya
okunmadıktan sonra
sadece keyif verdiğin sürece
dahilindesin ilgi alanının
çıktığında dışarı
kalbin ezilir
ufalır adımların
koşamazsın
inan ki parmakların bile
istemez dokunmayı
varsa verebileceğin birşeyler
sen o zaman varsın,
alacaklının yüzüne
tüm kapılar kapansın.

11 Mayıs 2009 Pazartesi

2. Yeni Ahengi


Gözler görmek için vardır. Ağlamak olmamalı. Ağlatmak bir yana, üzmemek için bir gece uykusuz kalmak da olmamalı. Yine başladı uykusuz geceler, duman, tütün, yine cevabı belirsiz bilmeceler. Soldan sağa 3 kelime
Buyrun efendim;
.............................

Bir kitapsın sen
Sabahlara kadar okumak istediğim

Dokunmak her bir sayfana
Hecenden hecene geçerken
Bitmesinden çekindiğim
Narin fakat dolu bir kitap
Önsözünde gençliğim
Ellerimde nihayetsiz bir telaş
Yaşlar içindeyken gözlerin
Tanımak yetmez sevdiğim

Bir kitapsın sen
Sabahlara kadar okumak istediğim

14 Nisan 2009 Salı

Von Misez Gerilmesi


Mukavemet II dersinde karaladığım olga. Şifa isteyene şifayab, dert isteyene ızdırab. Buyrun ;

Zatımdan sıyrılan
Ciğerim berbâd edip
Olur abâd ayrılan
Tebdil-i tarz ile

Hattımdan dem vuran
Gözlerim giryân edip
Yanımdayken kem duran
Ahvalimi arz ile

Aklım başımdan alan
Sözlerim pişmân edip
Bendim belinden tutan
Misal ile farz ile

11 Nisan 2009 Cumartesi

Lan

Eczacı değil misiniz arkadaşım? Soruyorum. Öyle de olabilir böyle de.. Lan. Diyorum ki mide bulantısı yapar mı, kusa kusa kurtulur muyum? Kusmuk temizlemeye değil ölmeye niyetlendim arkadaşım, 4 yılı bitirmişsin 5.'ye geçmişsin, bi' yan etkiyi mi bilemedin? Annenizi Altınoluk diye Kilyos'a götürürüm bak biriniz doğru düzgün bilgi verin artık...

20 Mart 2009 Cuma

hookah


bırak bu rock'n coke'u, geceleri ve kızları. cin oyunlu kayıtlar, kayıtsız masraflar. cihanşumul mevzular ve dahası.enseye tokat, parmaktan sonra efendim
buyursunlar
.......................

yak tütünü
yak bir daha
üst üste binsin
bulut misli dumanlar,
elektrik gibi sesin
pamuk gibi helvalar
helva gibi umutlar,
arasında dişlerinin.
yak tütünü bir bir
dindir, dinmeyen hüznünü
korkunu içine sakla,
malumu alemdir
geleceği melalin
beklerken hudutta
yak tütünü
gece vakti sokakta
rüyamda gene sen,
ah sen!
ihanet etmişsen nedir
malumu alemdir
bana sorarsan
unutulabilir.
ademdir
en kolayından
hüsnüne mail olan,
meyletmeyen
kahpedir,
en ters en zayıf en hoşundan
kahpedir
kahpedir benim olmayan

16 Mart 2009 Pazartesi

sen

Kadir topbaş'ın biraz daha pilav koy'dan anladığı neyse oydun.
Küçük pirenstin.
Başka diyeceğim kalmadı.
Dünyanın anasını sitseler umrumda değil.
Hiç bişey kalmadı.
Gittim.
İstesem de gelemem.
Saprofitler ihalesiz temiz çalışır.

13 Mart 2009 Cuma

sen

evi özlemek
son eli oynarken bilerek yapılan hata
merdivenleri üçerli çıkıp yorulmak
kestiremediğin bir saatte kovulmak
nefesini en fazla saniye tutmak
ve benzeriydi.

Şifrelerim ve Ben


Bir insana kendinden bahsedin, sizi sonsuza dek dinleyecektir. Kilit cümle. Ne zaman ki kendinizden bashetmeye başlarsınız, gözler donuklaşır, ilgi azalır, başkalarını sevmenin özünde kendimizi sevmek varsa sonuç ortadadır. Okumaya devam et çünkü bu sefer ikimizden bahsedeceğim. İçinde sen de varsın o kadar söylüyorum. Korkmak yersiz, sonsuza dek sürmeyecek. Bana ayırdığın veya ayırmaya kıyamadığın dakikalardan daha az olacağına garanti veriyorum.
Buyrun;
.........................

Tatlı tuzlu devam eder
Hayali sevgililerimin bende
Satsam kaç kuruş eder
Aldırma
Eksildiğin kadar hayatımdan
Yalnız değilsin eskilerle.
Sürer telaşın,
Tatlı çaban, lanettayn gülmeler.
İki şifren, ki değiştirdiklerin
Sonradan gömülecekler
Sonsuzluğa birlikte
Ayırmadığın dakikalarla
Ölçülemeyecek o vakitler
Muhayyilemdeki gamzen,
Sen
Kaçtığınız kadar benimle
Olacaksınız
Ümit etmediğin halde
Suküt-ü hayalimle
Ben orada olacağım
Şifrelerin gibi
Tüm basitliğimle.

04 Mart 2009 Çarşamba

Cağız


Her gün bir yerden göçmek
Ne iyi

Her gün bir yere
Konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş

Dünle beraber
Gitti cancağızım

Ne kadar söz varsa
Düne ait
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım

19 Ocak 2009 Pazartesi

israhell

Bütün dünyanın travma geçirip ağlama krizine girmesini beklerken, bütün görebildiğimiz üç beş haber, üç beş tır dolusu yardım oluyor. Türkiye tırlarla yardım gönderiyor. Bu. Kalan herşey aynı. Hala ortaklık devam ediyor. Mısır'a hiç girmiyorum. Herhalde Mısır, israiloğullarını bir kere sürdükten sonra bi'daha bulaşmak istemiyor. Kimsenin umrunda değil katledilenler. Arap ülkeleri ortaklığı bozmuyor. Türkiye sadece havlıyor. BM zaten işlevsiz olduğunu çok önceden gösterdi. Okullar,yaralı taşıyan araçlar vuruldu. Rice hanım ''sivil yoğunluğu fazla olan bölgede sivillerin vurulması kaçınılmaz'' türünden laflar geveledi,kimse anlamlandıramadı.. Bu dünyada etrafı duvarla çevrili insanların tepesine damarları yakan bombalar atılıyor. Travma geçirip krizlere girmiyoruz, dilli kaşarlı tostumuzu yiyoruz, uyuyup uyanıyoruz.

Oysa öldürerek bir soyun yokedilemeyeceğini en iyi israil biliyor.

09 Ocak 2009 Cuma

Yüzen Koyun vs Koyunu Yüzen


Sessizce yaklaştım yanına. Ben soluğunu yüzümde hissettiğim sırada o tek bacağını hareket ettirebiliyordu sadece. Yardım edeyim dedim istemedi. Elimi uzattım yok. Nuh diyor peygamber demiyordu. Yeni yetme her çocuğa söylenen o asil anne tümcesinde bulunan 'ay ayol bu çağın çocukları, hepsi cin gibi maşallah' taki cinlik vasfı henüz bünyesinde çiçek açmıştı. Cin olmak yetmiyordu aslında adam çarpmak, çarptığın adamın sendelemesini izleyip gülmek, kanından içmek asgari niyetlerinden olmalıydı. Cinliği bi kenara bırakıp bişeyler içip içmeyeceğimi sordu. Ben dedim bize şarap içmek yasaktır. Neden diye üsteledi elindeki kadehi tehditkar sallayarak. Peygamber dediğin adamın kanını nasıl içersin dememle kızıla kesti bir anda.Salonda bir kasırga esti sanki. Tövbe dedi hafif kekeleyerek, içtiğimiz üzüm kanıdır. Ne fark eder kan her türlü mundardır dedim ve hatta yüzümde çakallık dolu bi ifadeyle zafer kazanmaya çalıştım gene de oralı olmadı. Ufak zaferlerin adamı olmak bana koyuyordu aslında. Söz düellosu mu oğlum bu yaşta kazanmak istediğin diye sordum içimden.Okudun büyüdün kaç yaşına geldin... Aklımdan bunlar geçerken onun açtığı mantar masada burgular atarak yere düştü. Eğildim, aldım. Mantar dedim, rengi solmuş. Al dedi kendine tapa yaparsın. Ben de kızıla kestim. Etraf tam kan kırmızıya boyanmıştı ki baktım uzaktan kasap, elinde satırla büyüyerek geliyordu. Abi dedim ağır ol canını yakma. Aman yiğen dedi canı çıkmış hayvan sen rüya görüyosun iki dakikadır. Ben derisini alıcam şimdi az kaçıl hele diye ünledi. Uzak durdum. Gene uykuya dalmışım. Rüyamda kurbanlık koyunun son sözünü haykırdığını duydum.

'Kaderde varsa yüzülmek neye yarar üzülmek ensarcım, iç şerbeti şarabı, öp bal dudağı, yanağı!!'

Nicedir sabit pazara inmiyordum. Köşeden bir kaç çiçek aldım çingeneden. Sonra aklıma yılbaşında münasip yerlerine çiçek takılan hindiler geldi. Tam o sırada kasapların olduğu sokağa gelmiştim ki kasaplardan birinin buzluğu açtığını ve içerdeki koyunlardan birini farkettim. Kendi tek bacağından asılmıştı. Afedersiniz ama kaba etine de bi şarap mantarı takmıştı kasap. Hemen tanıdım tabi. Gittim yarım kilo kıyma aldım. Evde köfte yaptım. Yanına da bir şişe şarap. Afiyet olsun.

25 Kasım 2008 Salı

YOK


Beni seven bir kadın var deme artık inanmazlar
İstediğin oldu genç. Tahmin ettiğin üzere, sinir olma ihtimalim yüksek olan olaylara tam gaz verip, beni fitil ettikten sonra, zaten '1' haftadır bık bık bık demek iyi taktik. operasyon sorası 'geçmiş olsun'umu kabul et '1' haftalık sürünceme sürtüşmeye dönüşmeden güzelce neyse hadi eyvallah kapattık kardeşim dükkan kapalı

Aşağı yukarı 8 oldu 9 oldu
Gördüm artık
Bensiz nefes alabilirsin
İstediğin yerde
Sen geçeli çok oldu
Anlamayacağına
Emin
Olduğum
Şeyler
İçin
Yazmaktan
Vazgeçtim

16 Kasım 2008 Pazar

İhtiyaçtan Satılık Hissizlik


Acziyet
Bir iki,
Fatal error
Bizimki.
Format atsan kesmez
Taşısan
Takat yetmez
Dolar kuruna atfen
Yükseldi deniz
Boğulduk gene biz
Ver garsona
Yaz kağıda
Yapmazsan ne âla!

23 Ekim 2008 Perşembe

Akrobat


Kendime Not :
Alemlerin güzeli ve sahibi sana her gün her an .pdf uzantılı dosyalar gönderiyor forward mailler atıyor ama sende acrobat reader yok!!
Hayvanlık etme indir şu programı, indir ki gözün gönlün açılsın başkasına benzeme
ateşle oynama aklını başına devşir stop!
...

10 Ekim 2008 Cuma

Süpürük


Her şeyi süpürürüm emin ol, ıslak sonbaharı bile...
Buyrun efendim

Ağlarken cümle kadınsı huzuru
Bağışladı bağlanmış çocukluğunu
Unuttu bilakis
Yokluğunu
Omuz mesafesindeki
Yanında sevdiğini
Omuz mesafesinde Ki
Bütün bu senaryo
Izdıraplar
Yaprak döken ağaçlar
Ağlamak içindi
Ağladın bitti
Ağladım bitti

23 Eylül 2008 Salı

Uyku


O değil de ne zamandır yazmadım yazamadım. Elim kolum kurudu sanki çürüdüm mü bişeyler oldum.Rabbim korusun üretkensizlikten. İnsan ürettikleriyle burdayım diyorsa, burdayım demek lazım ara sıra da olsa. İçtihad değil yaptıklarım, yaptıklarımdan sorumlu değilim. Sorarsanız söylerim, sormazsanız dinlerim. Bir giderim bir gelirim. İki ayaktan uzaktakindeyim. Kuntakinte gibin kaçışlardayım anneciyim. Yine eskilerden bir misalle zamirlerden başka kaybedecek neyimiz var??

Buyrun efenim;
........................

Sakıncasızca
Hayatıma sız da
Sakın amansızca
Kefaretim olma
Aman muhafaza
Kehanetin buysa
İhanetim yolda

11 Eylül 2008 Perşembe

...


Teselli etmeye çalışıyorsun,teselliler ıskalıyor bugün. Biliyorum ki bir 'son defa' olmalı. Sorun bende, resmi bozuyorum, kadraja diklemesine giriyorum,saçmalıyorum.
Başka kimlerin yanında huzurluysan, onları tanımadan sevip akşam yemeğine davet ediyorum ama yatıya kalmasınlar,o kadar değil. Yalnız kalmam,eğer gittiğinde huzurlu olduğuna eminsem.


Olgunlaşıyorum.

05 Ağustos 2008 Salı

Ateşdide!


Doğum günü olanların yanaklarından öperim . Bu şiirimsi insanlar arasında, bir mecliste okunmak üzre yazıldıysa da,kişinin güzelliği aklımı başımdan aldı ve sonuçta gecenin bu saatine kaldı.

Buyrun az yorum fazla mesai ;
....................................

Sükut ikrardandır
Yetti suskunluğumuz
Özlem afet-i candır
Serde sarhoşluğumuz

Oturup edeblice
Bizim konuştuğumuz
Pek görülmez lakin
Ateştir nahoşluğumuz

31 Temmuz 2008 Perşembe

Dikkate Şayan Telaşe


Efendim finallerin bitmesi az kaldı derken pazarertesi olacak sınav kalkmış çarşambaya kaymış olacak iş değil hani. Onun dışında çevrede bu aralar kanser vakaları çoğalmış vaziyette ki duyduğum kanserlerden bazıları hiç akla hayale gelmeyecek daha önce bahsedilmemiş olanlardan.Allah korusun.Lisesonu Balosundan sonra yakın civardan bi yazıtla devam edicem. Beğenmezseniz küfürlerinizi mailime bekliyorum.Tabi maillerinizi ibreti alem olsun diye başkalarına iletmeyeceğime(fwd) garanti vermemekteyim.

Buyrun ;
.................

Engininde hengamenin

Zorlukla nefes almakta

En nefis endişenin

Şifasızca kıyısında

Doruğunda mahreminin

İçtimai fikirlerin

Latif şekli

Kesif hali

Dokunarak yakmakta

Nedendir söyle de bilelim

Bu dikkate şayan telaşe

Kürk mantolu kevaşe?

16 Temmuz 2008 Çarşamba

Rütbeli Tertibat


Bi vakitler vazgeçtiğim kimi katılımıtlara, zamanla alıştığım gibi şimdilerde vazgeçtiğim işlerin de ileride benim için sıradan olaylar olabilmesi ihtimali üzerine, hayatımda değer verdiğim şeyleri rütbelemek istedim. Sonuçta rütbelilerin en yüksekleri, en erken mundar olanlar olarak gözümün önüne geldi. Aldığım, hazır tuttuğum bu tertibatın işe yaramaması, bi yönden ön ayak olması, kişisel irademin aslında osuruktan ibaret olduğunu bir kere daha kanıtlamış oldu. Demir iradeden gelip, aleminyon sanayiye geçiş meşrepte hafiflemeye sebebiyet verdi. Geldik gördük gör, mezolaydık.

Bıyrın
..............

LİSESONU BALOSU

Tesadüfen teşrinde

Alacaklı hazin merak

Nümayişin peşinde,

Hani oldu olacak

Tutuverse hayalini

Gözleri kapanacak,

Boşluktaki ellerini

Kapsalar bırakacak,

Akabinde haince

Teslimiyet-i Mutlakiye

05 Temmuz 2008 Cumartesi

Mir Pir ve Alengirli Sofu


yeni yazımı dehşetengiz bi biçimde kaleme almaktayım. düz yazı . yazı düz. tövbe dediğinizi duydum. belli ki inançlı birisiniz.hani zimbab ve nijer ya, yazar bu seferde dinginliğin sınırlarını zorluyor . okuduğumuzu anladık mı kısmında sizi kolluyor. beyaz show sunum tümcelerinden kopup gelen, tarihin o altın imbikten damıtıp elimize döktüğü çabucak tene karışan sanki ılık bir yaz yağmuru katresi olmak gibi. ya da olmamak gibi. zamanında bi köyde bi genç yaşarımış . bu genç gördüğü herkeZle dalga geçerimiş. günlerden bi gün vaki olmuş da , bir er kişi çıkıp meydane, hemi de erce bir şekilde vermiş bu kendiyi bilmeze ayarı. Ayar dediysek kısa kesmeyin , yeşil dev Hulk ı bile günlerce soğan kıvamında pembeleştirecek , örümcek adamı kulak memesi yımışaklığında yuğuracak , yarasa kulaklıya slibini ters giydirecek türden bi ayarmış bu. demiş ki; din evet afyondur ama içmesini , içip de uçmasını bilene. marihuana içip uçana yılan bile dokunmazmış, afyon çekene neden karışırsın bre gafil deyyus! mesela senin 3 kase afyonun var. onu 2 farklı kişiyle paylaşmalısın. dağıt ki birlikte uçasın . kah çıkasın gökyüzüne seyreyleyesin alemi. adam da demiş ki hu diyelim huuu! sonra hep birlikte mutlu mesut yaşamışlar.
sonuçta:
1.Herkes afyonu bilmez.
2.Afyonu olan paylaşmalıdır.
3.Paylaşmayan döğülmelidir.
4.Döğülen öğüdülmelidir

Selametle
.................................

İkimiz kaldık eskilerden di mi mirim
Ben senin taleben , sen benim pirim
Emin değilim ben , ensar hiçim
Hiç değilse birim
Söyle hocam neyleyim
Bilirim ki mevcudiyet,
Üç kuruşa talim eyleyim
Diyenin..
Binaenaleyh ki demeyenin
Gözlerini oyalar.

22 Haziran 2008 Pazar

Tuti-i Mucize Guyem


Ayrı kalanlara geliyor bu seferki istek parçamız. Sevip de kavuşamayanlara! Kamyon şoförü tadında bir yerde yazmış nasıl ki ; 'Kalbinde yer yoksa güzelim sorun değil ayakta da giderim!' Gitme canım bir yere gitme. Al senin olsun cümle poaçalar tereyağı sürmek selbest.
Yeter dediyseniz buyrun canım efendim ;
..............................................

Evvel zaman köfteydi
Ahirinde yorgan oldu
Karbonatla doldu içi
Hani reçele doydu
Adı en son dudağımın
'Tatlı Poaça' kondu
Gizli gizli evlerde
İç kulağa okundu

16 Haziran 2008 Pazartesi

komşu kızı sendromu

Kir Yannis cennette rakı-balıktadır.
Kiria Angeliki hoş kadındır,
Gençliğinde canlar yakmıştır.
İşte bir de oğulları var,
Var ki ne var,
Seitaridis'in 20 yaşındaki hali..

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Çizmedin ki Nietzsche'sin ??



Vakt-i ala ki ol vakit devirler ötesi kıvamında. Nicedir uzak kaldık. Çokcana bardak patlatıp geri dönmekte hususi marazlar çıkardık efenim.Hadi patlayan iki bardak iki kişiyi temsilen benden faktöriyelleniyorsa, Özleminkilere ne demeli bilemiyorum.Zaten, zâtımın haddinde fikrini beyan etmek sınırların dışına taşıyor.Hani istemeyişim bilmediğimden değil kaldı ki eminim, filhakika bunlar kuru gavgaadır.Neyse finaller bitmek üzre gayretkeş halimle geriye kaldı 4. Hayırlısı bakalım. Beklore beklore yaz okulu beklore. Beklore beklore staj beklore. Tatil beklore. Bilumum uykusuz gecelerde gaz mesajları alıp yolumuzu tayin etmeye devam ediyoruz. Bekliyoruz gene. Açıl susam açıl misali açıl yutup açıl diyoruz. Ki sitemiz şenlensin. Aslında ktunnel den link verebilore ama ben inat ettim . Evvet fikri hurriyet için vazifenin ifası gerekli. Son olarak bir adam demiş ki : ey ulu yıldız,kendilerine ışık saçtıkların olmasaydı,saadetin nerde kalırdı?
Ulan biz bunu biliyoruz zaten ne demiştik ki sanki farklı olarak ; Güzelliğin beş para etmez bendeki aşk olmayaydı
Buyrun laf üstadlarından sonra ben zırvalıyorum, kısalarak devam ediyorum ;
....................................................

Her kıvrımında bir tecellisi ahımın

Dolanır istisnasız şarklı kurnazlığında

Ezgisiyle terennümü aşkımın

Ezcümle özlem var ortasında

15 Mayıs 2008 Perşembe

ISLAK YARDIM

TELEFONU KAPALI APTALIN
.OK GİBİ ISLANDIM
.OK GİBİ
MESAJ ATTIM O KADAR
UZUN ÇOK GİBİ
4 MESAJ ÇEKER
OKUMADI KÖR GİBİ
SİNİRİMDEN KENDİMİ DÖVÜYORUM
AZCIK ÜZÜLSÜN ÖZLEM
CANINIZI YAKARIM
PEŞİNEN SÖYLÜYORUM
SEVMİYORUM ULAN SEVMİYORUM
YARDIM EDENİN GEÇMİŞİNE SÖVÜYORUM
YARDIM ULAN!

02 Mayıs 2008 Cuma

Peristaltik İlerleme 'Ordak-->Al -->Oz-->Aman'


Barzaklarımız nasıl çalışır bildiniz mi ? Aslında inceden inceye insan konu üzerinde tefekkür eyleyende sürünme hareketine yakın bir hareket olduğunu algılar. Burdan hareketle midesinde barsağında sıkıntı olan insanların çektiği acıları bir nevi sürünmeye benzeterek, sanki çok yeni bişey keşfetmiş gibi bir gazla bahsetmek istedim. Karın ağrıları hep bir şeye gebeliği temsil eder. Ya çocuk gelir ardından, ya dayanılmaz hastalıklar, ya da sonsuz rahatlama hissi. Her seferinde bir doğurma eylemi gerçekleşir. Benim de sancılarım var karnımda şu aralar ya sıkıntı cıkacak bu işten ya huzurlu bir mutluluk. Heyecanla bekliyorum. Midenize barsağınıza dikkat edin üşütmeyin. Gözünüze dimağınıza bayram ettiremesek de midenizin bayram etmesi dileklerimizle efendim.


Buyrun;

.............................


Yedik yuttuk bereketi


Midenin hareketi


Sindirdik nefreti


Kısa mesajlarla



Balkonda narince


Sınırsız bir güvence


Portekize gidince


Bensiz nefes alma

20 Nisan 2008 Pazar

Mesnedsiz Dümenler


Haydardan değil de mesnedi olmayan dümenden bahsediliyor bu sefer. Anlık pempe yalan uydurabilme yetisi sahibi tüm zevat gibi , kalbi hızla atmaya teşvik eden adrenalin hormonunun pembeleştirdiği yanaklardan. Pembe göynüm sende. Dümenler çevirmek sinerji oluşturuyorsa, kaçaklık keyif veriyorsa , elmayı yemek dersten kovulmak gibidir. Elma da pembeyse oh gel keyfim gel!


Halef selef misali geldi bu sefer durdurabilene aşkolsun

Buyrun efendim ;
.........................................................

Göreyim gel yüzünü


İklimim tüm titresin


Sarhoş etsin şarabın


Izdırabım silinsin



Arkadaşlar olmasın


Harcanmasın vakitler


Dönsün de görsün alem


Bi-mesned pembe dümenler

19 Nisan 2008 Cumartesi

Patlamış Mısır ve Dahi Hatun da Bir Özge Candır !



Kıvırcığı biz her türlü severiz ayrım yapmadan, her türlü derken bilaistisna efendim. Burdan hareketle canı sıkılan bir takım can ciğer kuzu sarmalarım canlarını sıkmasın rica edeceğim. Onlar için yeterli alan vardır ki ziplemeye gerek yoktur. Hem sözünü daha çok dinlerim artıkın (; Üzülmenk yok ben varım Frenk üzümü var hatta ve hatta uskumru dolması sushi sarması var dilersen. Bir de bir de buz pateni var, sandalı var, yelkeni var, pilardosu var, uleyn konseri var hayli misli parkı var istinyesi var, sineması var, filmi var. Öbtüm gözlerinden. Bu da benden gelsin gülüşüne gurban olduğuma, Zagreb fedaisine mi demeliydim yoğsam??! Böyük züpriz salıya.

Buyrun efendim ;
...................................

Özgürce düşününce

Güzel düşünce

Tadına deli doysak

Hayattan azalsa beklentiler


Beraber düşünce

Gördüğüne düşünde

Mısır gibi patlasak

Hep o eski teraneler

16 Nisan 2008 Çarşamba

Portakallı Sodyum, Başucuma Koyduğum


Efendim evvelki bahislerdeki gibi bahar geldi çiçek açtı tomurcuklar canlandı. Oldu bu plan tuttu kısaca. Artık can içinde nihai canlar var. Hani vakitlice duygu, vakitlice düşünceler galip gelir ya insan ruhunda, o devirlerden dışardayım şu sıralar, sankim öyle ki duble katmanlı keyif var, sankim çifte kavrulmuş fıstıklı lokum yer gibi. Ağız dolusu ayıklanmış çekirdeği biriktirmiş gibi avcumda çitlemeye durmadan, paylaşmadan. Aklım yatıyor bu işe, kalbim de onay verdiği sürece güzel olur demek lazım iyisi olsun demek lazım. Canımcım kıvırım, 3 sene süre nedir ki birlikte koşarız olimpos dağlarına ateşi yakar geliriz. Asansörle bi aşağıya bi yukarıya. Tadın portakal misali canlılığı temsilen enerci vereyor. Kaybolma rica edeceğim. Çünkü enercini emeceğim. Sevincimi saçacağım sevindirik insan huyuyla. Blup bilp blap. Özlemle doldu içim özledim biçim biçim gene yarın olsun hemencene. Herkese mutluluk saadet diliyorum efendim bu hafta ben mutluyum siz de olun inşallah. Mutluluk domurcukları boğazınızda, boğazımızda kalmasın yudun sindirin umarsam. Beklerim canımcım sorun değil alışırık hani bu hallere de üzme kendini hele insan yüzlerindeki şaşkınlığı gör bi hele hele sen de seveceksin bu işi yavaş yavaş. Çaktırma aramızda kalsın komikler insanlar şaşkınken, dumurken.

Buyrun efenim;
.......................

Yeni dinimi seçtim

Düşünmekti

Gizli ibadetim

Küfretmekti

Kutsi kitapta

Tefekker-ü cismin

Mani olan

Sensin

Akli fonksiyonlara

Yasak elma

Sensin yine

Aksi yutanlara

11 Nisan 2008 Cuma

Halkın tercihi: Çay Partisi

Anneme ''1 milyar dolarım da olsa bir arabaya* o parayı vermem,verirsem iflah olmam'' derken çok ciddi idim. Ancak kendisi insan doğasından,insan doğasının konfor tutkusundan bahsederek beni zerre tınmamıştı. Dedikleri arasında en çok aklımda kalansa, o denli büyük bir servete ulaşmışsam bir arabaya 6 ailenin hayatını kurtarabilecek parayı vermem bu kadar tepkiyle karşılanacak birşey değildi, hatta hakettiğim bile söylenebilirdi.. Annem konuştukça giysilerimiz ve içinde bulunduğumuz mekan 1770'li yıllara dönüyor ve gittikçe önünde bir çay fincanı beliriyordu. Anne!!! diye gayri ihtiyari bağırmışım... Kafasını kaldırdı ve ''Milady ne sebeple heyecan içindesiniz?'' diyende ben bu defa ''Adam Smith!!!'' diye haykırarak kapıya doğru koşmaya başladım. Adam Smith şaşkınlığını yenmiş,benim paniğimi dolara euroya çevirip fransız buğdaylarının kilosuna bölmeye koyulmuştu.. ''Milady sonuna kadar eşitliği hedef almak sonunda tek bir gücün tahakkümüne götürür sizi'' diyip önündeki çay fincanından bir yudum aldı. Koşmayı bırakıp yüzüne doğru döndüm zira mekan ingiliz salonu değil hipodrumdu mübarek, nefes nefese kalmıştım. Nefes aldım, dur şunun çayını boğazına tıkıyım hissiyatıyla ''O söylediğin yani sonuna kadar eşitliğin tek bir gücün tahakkümüne götürmesi fikri bir kere senin değil, Montesquie'nin. Ayrıca inşallah o çay Çernobil'de demlenmiştir de kuruyup kalırsın pis kapitalist'' dediğim gibi arkamı dönüp kaçtım.. Dünyayı sömürüp döşedikleri salonun kapısını açıp çıktığımda annem ''Çay suyu koyuyorum'' diyordu...

*Bmw x5

07 Nisan 2008 Pazartesi

Oy-Nu-Cak



Efendim malum olduğu üzre bir çiçek açmakla bahar gelmemekte. Çünkü gördüm ben; o çiçeği çim-biçme makinasıyla biçerdiler, derdest eylerdiler. İnekler yirdi onu zerre posasından neler neler çıkardı... O yüzden açılan çiçeklerden ziyade tomurcuklara bakmak, geleceği görebilmek açısından daha faideli neden ? Çünkü bahar artık yakındır da ondan, geleceğini biliyoruz da ondan. Vaktini kestiremesek de ciğerlerimize doluyor havası, düşününce mayhoş etmeye yetiyor adamı. Sera-pa trilyor olmuş vaziyette düşünmekten aciziz, bipervayız, çoktandır kesif hissetmekten gafiliz. Güdüsel koşturuyoruz gözler görmeden. Hayrola sonumuz cümleten.

Buyrun efendim ;
..........................................

Oyun içinde oyun,

Dilim varmaz

Çok erken

Ama herkesçe malum.

Hayata doygunum,

İnan farkmaz

Üj Bej derken

Hem yorgunum.

Hele dökün, bi soyun

Arın bütün gizeminden.

Terk-i mecaldeyim

Sormaya tenezzül etmeden

Bak geldi odun

Kulağında küpesiynen.

01 Nisan 2008 Salı

Şalgam Şişesinde 'Chi-Köfte' Olsam


Çirkin kadın yoktur az çiköfte vardır. Neden mi? Çünkü siz acı çektikçe osuruktan bir olay bile kıymete biner, hani nasıl; 'büyüdükçe büyüyor gözlerin' misali. Bu sebeple canınızı sıkıp bir nesneyi örneğin bir odunu güzelleştirmek yerine, umursamayıp mümkünse bi tarafınız başka bi tarafınıza denk bi şekilde gezin efendim. Keyfiniz tam gaz olsun. Bu geçmişte yazılan bir şey müsebbibi şimdi nasıl eğleniyordur tahayyül dahi edemem. Kakıyım lan alayınıza dağılın ! demeyi istesem de haykıramadan sessizce ifade ediyorum. Anlaması gereken anlar. Ondan sonracıma son olarak ekleyeceğim şu var bir başkası için ; kasma canım, canını sıkma ben senin hayatında osuruktan bir olay olarak gün geçtikçe azalmam gerekirken artarak gelişiyorum(hm tanıdık). Unutamamaktan ben bahsetsem de işin fiiliyat kısmıyla sen ilgileniyor olacaksın. Tırmalayacaksın duvarları, çok değil yakın zamanda boşluğun farkına asıl boşlukta varacaksın. Dolduramadığın her çürük baş ağrısı olarak geri dönecek. İnsanlara haksızlık ettiğini mi anladın? O zaman, ağzın leş gibi kokular saçarken yediğin her lahmacundan sonra öpüşmek zorunda bırakılacaksın. Ama nereme? Acem şalı ince bele! Yanıyorum yanıyorum hele hele... şarkını da seçtim bak. Izdırabın sonu yok sanma bu alem de geçer.!Ama kaç benden çünkü canını fena yakmak niyetindeyim. Gene unuttum eklemeyi ikidir yazıcam yazamıyorum; yeşilay diyo ya içki bütün kötülüklerin anasıdır diye kabulümüzdür ama hatırlamakta fayda var ki cennet annelerin ayaklarının altındadır.
Bu kadar efendim buyrun ;

...................................................

ÇİRKİNE GÜZELLEME

Kahkül varmış yakışmış yüze

Dize gelmiş merd ki ,

Zen için dökülmüş dize

Söze varmaz diller açılsa da lebler

Halden anlamaz, hissetmez, göz görmez şebler

Beli dedik eyvallah

Saklanır ay gibi, biz bekleriz akşama

Sabahtan çıksa mah

Olur muydu kıymeti

Alem geçse nizama,

Gelmez dilber izana

Dert tasa dolu etraf,

Koysan tartmaz mizana

Beli dedik eyvallah !!

25 Mart 2008 Salı

Evvelim Sen Oldun , Ahirim Sensin


Kaderini kabullenmek doğrultusunda sancısı olanlardansanız, şunu da gözardı etmemek lazım gelir; kaderimizi biz çiziyoruz. Hayat denildiği gibi tercihlerden ve dahi seçimlerden ibaretse, mütemadiyen kendimize sövüyoruz. Önce kuleyi bizzat inşa edip sonra mimarına hakaret etmek ancak insanlara mahsus sanırsam.Bu da böyle bir anımdı.
Tatilden döndüm arındım.Şimdi buyrun efendim yanık dadına kurban olduğum beşeriyetin alayına ;

....................................

Kum kadar beşer
Beşer kadar kader
Örülü iç içe
Dokunmadan
Birbirine
Halet-i ruhiyem
Vasattan beter
Toptan ve perakende
Satıştan sonra ve önce
Alan gider, söken gider

S'agapo müfredatos

Çocukluk yıllarını ''saldırdı,saldıracaklar..'' kelamlarıyla histerik eden müfredat haricinde hatırladığım en matrak olay Kardak krizi. Ot bitmeyen kayalığı bahane edip savaş oyununa tutuşacaklardı erkekler handiyse...

börek? bureki..
pilav? pilafi..
baklava zaten baklava..
poli kala...pekala..

Yunancayı Türkçenin sonuna -i,-os,-ianaki falan ekleyip konuşabildiğimi farkedince; yavru mou,dedim,akşam gel de ben levreği, sen lavrakiyi bi'güzel yiyelim.

Lunatic Park

Bir lunapark dolusu eğlenen insanın arasına ''aşk bu mu..sevda bu mu..hayaaat bu mu'' kafasıyla karışmaktı, bizim hikayenin sonu.
Çocuklar vardı,yenildiğinde mideyi bozacak ıvırzıvır vardı. Büyükler vardı. Işık,renk. Gondola bindim ben.İçim dışıma olabildiğince çıksın diye.Bir yandan midem karışıyordu,diğer yandan beşinci paketin üçüncü sigarası yanımda oturanın giysisini hafiften yakıyordu. En kötü sahne; benim öndekini hedef alır şekilde kusmam,ama kusmuğun ivmeli hareketle üç sıralık alana etkimesi olurdu,ama olmadı.Epey bir zaman gondolda oturmama rağmen kimsenin bayramlığını kirletmedim.
Sonra inip tenha bir yer bulup boşalttım mideyi. Hani o kadar ayrılıktı,özlemdi,naneydi değil de,bu hikayenin sonunda en çok merak ettiğim; midemde hiç bi'şey olmadığı halde ne çıkardım yarım saat?

18 Mart 2008 Salı

telekeÖnlük telekeÖnlük telekeÖnlük


Gelişine vurdum gol oldu.'What if god was one of us ?' diyen ecnebi mantığına 'Enel hakk' ulan şeklinde laubali bir cevap verip Ahlat bastonumla girişiyorum.Nasıl ki arabalar beygir gücünü torka çevirip gidiyorsa, iman gücünü de semaya çevirip dönen semazenlere selam ediyorum.İman gücü bir beygiri aşmayan şahsımı bir süredir meşgul eden soruyu paylaşıyorum sizinle; Maymundan geldiysek nereye gidiyoruz?? Cevabını bilmiyorum ama maymunumsuları görüyorum garip ortamlarda, gördüğüm yerde de balmumuyla tütsülüyorum alayını hayalet avcısı mahiyetinde.Dayak yiyene de atana da afiyet olsun! Şepeşillede de mikdarınca çeşni vardır. Davete icabet edilen dövülmez lakin kıyak gibi tokat için tüm ıslak öpücükler için bir de
Buyrun;

............................................................

Azı dişin sabundan

Maymun

Seni kendine benzetiyor

Ben ikinizi benzetiyorum

Kaçamadan

Simsiyah mecrada

Maymunu dövüyorum,

Senin ağzın silme kan

Kanıyor durmadan

Pıhtılaşmadan öpüyorum

Tad alamıyorum

Dudaklarından

Benden sana tereke

Beyaz önlükte leke

14 Mart 2008 Cuma

iyi uykular diyememek,ya gülersen?

umut sarıkaya'nın küçümser aşağılamaları(!) yüzünden doyasıya bir ergen bunalımı yaşayamamış olmak..


Uzun mu uzun, kırk gün kırk gece uyusam
bir varmış bir yokmuş,biri daha uyumuş,
uyanmasam...
Şarkılar bitti
ve ıslanacağım yağmurlar.
Yapacağım kardan adamlar şimdiden eridi,
herkese iyi uykular

13 Mart 2008 Perşembe

HOŞÂMEDİ GiNGER !


Evvelceden haber verip ahaliye, kadronun genişleyebileceği ihtimali üzerinde durmuş olan bağlaçolanki kişisini mesud ve bahtiyar eyleyen gelişme, ginger adlı, zencefil tadlı ve anlı-şanlı bileşiklerin ikincisi olan kimesnesenin yayın kadromuza duhül eylemesidir beyan edilir.Bilumum sevgi pıtırcıkları, anason kıtırcıkları olarak güzergah üzerinde bir nefes almadan yolculuğa devam edeceğimizi belirtiriz.Kendisi kadim fakat gelişi yeni olan arkadaşımıza hoşâmed dileklerimizi iletip, özgür tavırlarına hayranlıkla gıpta ettiğimizi ve yazılarının, edebi kişiliğinin üretiminin devamını beklediğimizi abıru eşliğinde ifade etmekten kıvançla kıvanırız, gönençle göneniriz.Genişlemekten her daim memnun oluruz.Katılmak isteyene eyvallah!Son olarakdan alttaki zırvanın sahibine,zırvanın gönderilişi sonucu bir tarafıyla gülen kimesneseleri o bir taraflarından öpmekteyiz.Bunun üzerine buyrun efendim, marulun gayrısına sövüp kıvırcığa yeltenenlere gelsin benden ha bi de tüm kıvırcık severlere ;

.............................................

PŞŞT KIVIRCIK


Lacivert içinde bir garip halka, görüyorum,


Ne nağmeler taşımakta o korkunç yumak


Yaklaşıp dokunmak,hele dalgada boğulmak


Cesaret ister biliyorum


Ya sarılıp uyumak,


Dedim ya ben kıvırcık seviyorum.

11 Mart 2008 Salı

büfe dö palavra palavra palavra

Tavuk-pattes aldığımız, şimdi düzlenip peyzaj yapılmış olan büfe.. Belki arkandan en çok üzüldüğümsün. Dünya ikiye ayrılırdı;yoldan geçenler ve yanımdaki insan.Sen bi ayrışma mekanıydın.Tavuk-pattesin güzeldi,kumpirin de öyle.Gülmekten yiyemezdim,bazen de o kadar aç olurdum ki yanımdakine vermezdim.''Yuh'' ünlemiyle karşılanan bu eylem, kaşığın tekini verip yine de mısır tanelerini daha önceden götürmeye çalışmakla sonuçlanırdı. Yanında ice tea şeftali. Şu an aptalca gelen (veya aptalca gelmesini isteyerek hafızamı kurtarmaya çalıştığım) olaylardan çoğu bir şekilde bu büfeden teğet geçmiştir.
Senle yatılı bir arkadaşın tavsiyesiyle tanıştık. Yarım ekmek olgusuyla tanışıp, toprağına kazık çakılmış anlamsız meydandan yürüdüğümüz kadraj aklımda. Sonra dost bir canla çok parasızlık yaşadık,niyeyse. Burs harçlık herşey vardı ama biz hep parasızdık. Bağdad dilencisi gibi tek tavuk-pattesi alıp paylaşıyorduk ama ekmeği ikiye bölerken ziyan olan içeriği değerlendirip, bi o bi ben ısırma şeklinde bir paylaşmaktı bu. Dost, çok sonraları benim ağzımın büyüklüğü sebebiyle daha fazla yediğimi iddia edecek;
ben de hız farkıyla durumu eşitlediğini söyleyerek içimizin fitne fesat olduğunu ortaya çıkaracaktım,oysa ki bir yaşlı amca bize bakıp ''ne güzel arkadaşsınız siz,ekmeğinizi bölüşüyorsunuz'' demişti..
Büfeyi daha da önemli yapan biraz da civarındaki Tansaş'tı. Tansaş yazın erik,yaz-kış ice tea demekti. Her yıl Beşiktaş'tan Kabataş'a uzanan yolda,bütün ağaçların dibine birer erik çekirdeği tükürerek ütopyalar kurmak.. Tavuk-pattesin ice tea limon ve şeftaliyle tamamlanması... Şimdi limonlu ice tea'yi görmeye dayanamam.
Saatli bomba hayatlar;hele de kesişen hayatlar. En son tavuk-pattes yediğimde biliyor muyduk son defa olduğunu? Görüşürüz derken? Bilsem süper güçlerimle zamanı dondururdum. Öyle kıytırık bir süper güç ki zamanı geriye alamıyorum sadece kasların katılaşıp vücudun soğuduğu bir tür dondurma işlevi var..
Bazen tek yapman gereken, kendi pimini çekmektir.

06 Mart 2008 Perşembe

Dağılıyorum Ey Ahali! Herkes Bir Zerremi Alsın, Yaksın Bünyesinde


Ölü piksel payesi bana düştü karardım.Pare pare olanlar vardı, kare kare oldu benim kafam öyle ki şarab içip bulandım. Netlik ayarı yaptım sonunda, ziyadesiyle yakalandım, kaçamadım ayarlara gark olmaktan.Rüzgarınız bol olsun. Seyreyleyen günlerde bir tatlı huzur almaya gelenler olabilir. Kapımız açıktır. Belki tat katarız sayfamıza bir zencefil rayihası esse hani hoş gelmez mi burunlarınıza? Bunlar birdi iki oldu ya diyenlerin sayısında kesret, budur kabullu esaret ve oldu fazla sözde nedamet. Buyrun efendim 'Diyalektik Gazel'le yarışamasa da ustanın ruhuna rahmet okutturur en azından, sizi seçeneksiz bu zırvayla başbaşa bırakıp mundar etmediği için ;

..................................................................

YEDİ TEPE GAZELİ

Cümle Istanbul

Yedi tepeymiş

Dediler

Efendim neyse ne

Külli yalan söylediler

Aslında iki tepe

Tam ortalarındayım

Üstün gelince itikadım

İman tahtasına avdet ettiler

Ya Rabbi dayanmaz yürek

Gizem yüklü katarlar

Erotizme ne gerek

Birazcık mahrem

Azıcık titrek

Kızıl mercanlar gibi

Avcumda hissi

Kuş hani ürkek

Son bulan geceyle

Çıkılınca keşfe

Sabaha karşı yoktu

Herkese imdat ettiler

Çünkü böyle buyurdu

Yeditepe güzeli

Lutfettiler



03 Mart 2008 Pazartesi

Pokemon


Darağacı bahsine geçmeden lisan-ı hal ile bahsedilmeli sabır melekesinden. En güzel tabiatıyla açılan çiçeklerin solduğu gerekçesiyle, karışık gerçeklere, bir konu eklenecekse şu olmalı 'SABIR'. Bu da geçer ya hu! diyen topluluktan, çabuk geçsin tabu diyen insanlar güruhuna dönüştük. Yetenekli insanlara saygım sonsuz. Yolun açık olsun cicim. Atlatması kolay olsun çünkü adı birdirbir, ama 2 kere 2 4'e eşit değildir çoğu zaman, oyun olmayan zincirde bu sebeple denir ki 'Tespit edilen iştahı cellatlar toplasın'. Kusamayanlar da kendilerini parmaklasın bi zahmet. Bence tarihte anne mama diyen bebekler artık ağız açıp, wagamama demekte. Tövbeler olsun hazmedenlere! Popülerizme hayır! Hayırlara vesile olsun yazdıklarımız
Buyrun efendim canım cicim, bu hafta kişiye özeliz. Sıralamaya girmeden ummanlara dalanlardan bir de vapurlardan bebek'e dahil olanlardan olmak için

Tümünden ekseriyetle teşekkür ederim cümle hal ile hallendiğimiz için ;

.........................................................................

Kurulmuş darağacı evvelceden

Ve denizde yüzen
Sahilde onu bekleyen
Şüphe eden
Kim varsa güvenemeyen

Asılmış darağacında
Kalbinin bağıyla
Getir dedi onu
Ümitsizliğe çağırdı
Getir kahvaltıya

Öptü denizdeki
Öteki tekini

Harmanın kalkmasıyla
Hasada yarım kala
Tütün bastı yarasına
Yanan tütünü tutmasıyla

Sökülüp alınırken iç organları
Yorgun, yorgan dudaklının
Maharet vardı parmaklarında
Origami insanının

Yine parmak uçlarında
Rapidolar
Pembe stabilolarla
Kırmızı kutusunda
Umutlar
Miktarınca gözyaşı
Bir o kadar sabrı
Mundar etmeden
Saklamalı
Uyuyup uyanmamalı değil
Uyusun da büyüsün
Budur ihtiyacı

29 Şubat 2008 Cuma

Yeter !!


Adem oğlu nisyan ile biz isyan ile...

Biz de ademoğlu olduğumuza göre voleyi iki kere vuruyoruz.Hem unutuyoruz hem isyan ediyoruz.Ne güzel.Gelin görün ki, teoriler pratikte nasıl yetersiz kalıyorsa biz de günlük hayatı okumakta o derece yön şaşırıyoruz, ayniyetteyiz pusulası çevresinde metal olan avcıyla.Bugün demadem pür huzur ve pür gam oldum.Tehditlerden sıkılsam da mutluluğu duydum uzun bir aradan sonra.Artık isyan ediyorum.Benim için sıkıntı yok.YETER.Romantizm rüzgarını koklasak da kulağımıza realizm fısıldanmış doğuştan.Hem ordanız hem burdan.Aidiyet bahsi kapansın artık diyorsanız haklısınız.Bu yüzden arabayı duvara vurup kaçtım aslında hayata yön vermekten ziyade amacım yön verenlere göz süzmek.Dedim ya ağlamak marifet olmamalı.Güzel gülen kadınlar ağlamasınlar fedaileri hazırdır nazırdır.Acı çekemeyen insanlara acıdım bir de bu akşam.Tadına varanlar için ne büyük keyiftir çünkü gurmelerin hası değirmende biber öğütenler misali acıyı sinesinde dövenlerdir.
Kırılan cevval bakışlar olsa ya da kalem kutular dü-cihanda farketmez yıkılan duvar hep benim üstümde kalıyor.Balyozlar iniyor kafama sonra bir bakıyorum millet gösteri izler gibi karşımda çekirdek çıtlatıyor.Seyreylemek güzeldir ya neyse... Görelim mevlam neyler ne eylerse güzel eyler.Muhayyilesine kurban olduğum, arkadaşım Umut'a resim için teşekkürler.Ben huzursuz kalanda artan huzur jokeri onlara gitsin.Yazıklar olsun bu hayatı bilingual yaşayıp ikileme düşenlere
Buyrun;
...................................................................

Hece dizmek bir yana, söz bilmezdim evvelden


Ayna tuttum baktım bir garip minvalden,


Kimi insan çoktur geçilmez derdinden


Az olanı bul ki sermest olsun ezelden


Vakitsiz gül açmaz ya


Açılmasın lacerem


Baktın


Olmadın


Olamadın bir Kerem


Arama, Aslıya bakınma


Sardırma yazık ol hatuna

25 Şubat 2008 Pazartesi

Der Beyan-ı Mahiyet-i vü Vaziyyet-i Laedri


Yorum yok. Yorumsuzsanız yorum sizsiniz.Beleşçi isim uyduranlar muadilinde yazıp kaçmak istedim amma velakin olmadı.Takatsiz verimsiz çalışmalar nihayetinde olgunlaşmadan ekşi halde sunulan sarartıcılı şiir bu.Şiir lafına ne hacet efendim.Söz verdik eyvallah rahatsız etmek yoktu, rahatsız edilmek istemeyen takip etmez halimizi çünkü vaziyet öyle boyuta vardı ki izlemenin ötesinde görmek insanı huzursuzluğa boğabilir.Bunlar, yazılanlar doğruysa vakidir.Söz verilmiş de ağızdan çıkan ya da kalemden dökülen yalan imiş dedirtecek derecede umarsızlık zuhur ettiyse geçmiş vakitlerin vay haline.Ve biline ki kalbin dizgesinde yer almak lazımdır msn listelerinden ziyade.Hattı zatında önemli değil bunu bilen için hatta katlanabilene aşkolsun demek lazımdır böylesi evladır.

eNsar burdaki N harfi neyi temsil ediyor?

Biliyorum sorumluluklarım var okuyanlara karşı, feryadım aştı tabanı felekleri yaktı da,
ne dersin canım böyle mi geçsin baharım sevdiğim devletli sultanım? Bekliyorum inkişaf eylesin cümle dönüşler, atom çekirdeğinde dahi nice döner elektron bulutları, bekleyenler o bulutlardan yağmurları hala vücuttadır,kapatmak insana yakışmaz çünkü rahmet kapılarını muhteviyatındaki ışıktan dolayı...
Anlayan beri gelsin
Yazan kedinin maliki eski deyimle laedri
Buyrun

........................................................................

Beş on tane değil ki
Saklamakla yetineyim

Münzeviyim
Okuyunca çıldırtır bir veledi
Yahut deliyi eder bir veli
Morla başlar hani
Ardından gelir penpesi

Heyecanla açıldı köşelerde nicesi
Durdurdu 4.boyuttaki
Laedriyi dahi

Varsa halim
Korkularımdan
Arta kalan hissiyatımdan
Talibim

Öyle demişti ya şair
Aştım kendimi kendim
Türkü yaktırmıştı pamuk dudaklı
Avcundaki küçük adamına

Mimlesene bendeni
Sundu bedenini
Müstemleke miydi?
Hangisiydi
Harcama nefesini
Envai vaziyette
Koy istediğin yere
Müstakil, yok yok değildi
O da

Kulenin ordan aşağıda
Sinema çıkışında arada bir sokakta

Koridora bakıp yoksa gelen
Sabi Sübyan saflığında ve
İlk öpücük ıslaklığında

Kaçamak takip istemem
Isırmak bile yasaktır o dudakları çünkü
Kalbin misali
Benim o leblerin maliki
Aidiyetti şairin bir önceki bahsi

21 Şubat 2008 Perşembe

Tanımsız Sonlu Eleman


Ne sahibim bu yerde ne kiracı, sadece bir ömürlük misafirim ben...

Bu sözleri duyalı nice gündöndü ama konunun fikriyatıma cereyan vermesi bir iki gün öncesine kısmetmiş efendim.Aidiyet hissinin insan denen yaratığın mevcudiyetinde azami derecede ihtimamla incelenmesi gereken bir olgu olduğunu ancak genelleştirilmiş integral konusundaki limit bahsi üzerinde kavradım. Eskiler matematiğe yaratanın dili derlermiş.Sonsuzluk fikrine kapılmak ihtiyacı limitleri zorlayan ademoğlunun sıfıra gitmesiyle şimdilik ertelense de hiçlik kavramını anlamak herşeyin başı olduğundan dipten kum çıkarmadan tavan yapamayacağımızı hatırlamaktan duyduğum hazzı paylaşmak ve hatta gerekirse sırtınızı sıvazlayarak, sirayetine yardım etmek istedim.Herşey zıttıyla varsa, güzeli görebilmek için çirkinlik de elzemdir diyenlere öyleyse limit sıfıra giderken çirkinlik benden olsun deyip sundum ikramımı. Siz hiç çirkinliğe davet edeni gördünüz mü ? Buyrun çirkinlik alasına ;

....................................................................



Aidiyeti yoktu

Tanımsız

Sona doğru

Yaklaşırken

Elemanımız

Namevcuttu

Gururlu ve mutlu

Ve fakat

Boştu kolu,

Yürürdü sokaklarda

Yalnız

Bilmediği aralarda

Kaybetti kendini

Kimden saklandığını bilmeden

Ve avazeyi

Saldı bu aleme Davud gibi

Tanımsız sonlu eleman

Çilesine El-aman

Aşk elinden

Kimisi destiyle içti doluyu

Ve kimisine Ken'an ilinde

Sunuldu kör kuyu,

Karanlıkta gör ki

Şarabı içmesi,

Hoştur

Arif için marifet

Hoşnutsuzluktaki hoşluktur.


17 Şubat 2008 Pazar

Zarif MAHUR ' a


Konu zarif olmakla ilgili . Malum zerafete düşkünler kışın dahi ak giyerler.Ak giymek marifet değilse de bu aralar zerafete haiz insanların mevcudiyetini keşfetmek ciddi anlamda iltifata tabi olan bir beceri oldu.Netekim 'Mahurun' zerafetinde tat vardır lezzet vardır.Güzellik nasıl izafi ise lezzet de öyledir.O zaman burda kelam edeceksek, diyebileceğimiz tek şey şu olurdu heral : Mahuru yakalayabilenlerden olmak bünyenizde vuku bulduğunda o tadı ancak ve ancak siz anlarsınız.Yanıp tutuşmaktayız edeb niyazıyla.Affola cürretkarlığımız.Yaşayabilme kuvvetiniz daim ola.


---------------------------------------------------------

Zaman bal zerkedercesine


Kanıma


Yoğun


Vakt-i Mahur


Akmakla akmamak arasında


Kapıda yağmur


Kafamda deli fişekler


Ustaca atılmış birkaç adım


Sonrasında döşekler


Tek bir dal, amma öğrenci işi


Ahirinde kahve


Ya da her ikisi birlikte


Aşk ile efendim aşk ile!


12 Şubat 2008 Salı

Pirinç Bir Bakliyat Ailesi Azası mıdır?



Destursuz işler kötü sonla bitermiş. Bitmesin.Sezen Aksu 'Sarı Odalar' da kalsa da ben sarı, pirinçten saati seçtim bu sefer.Seyr idelüm yürü ey dilber boyun görelim diyen nice destursuza nispet edercesine ve onları kaşağı romanından aşağı kalmayan bir şekilde kuşpalazı hastalığına naklederekden davet ettim kutsiyete haiz mevcudiyetleri.Sezen Aksu cağnım demiş ki :
Ben senin hayatından gittim oğlum, Hadi yerime koy birini koyabilirsen,Ben seni yudum yudum içtim oğlum,Hadi dur o sarı odalarda durabilirsen,Ben sen sen diye bittim oğlum,Hadi bakalım

UNUT UNUTABİLİRSEN

Amma velakin benim de söyleyeceklerim var
Buyrun efenim;

Nice pirinç saatlerde

Döndü durdu yelkovanla akrep


Bu işin hasılı
Hasret

Merhamet lütfet
Lütfet ki olmasın külfet


Zehredip de hayatı
Ne yel kaldı yelkovana


Ne de akrebin içinde vardı
Bir temaşalık gayret

06 Şubat 2008 Çarşamba

1 bölü 2


Hayatta ikiyi bire eşitleyip kolaya kaçanlardan olmayın efendim.Büyüklükleri aza indirgemeyin.Zorlayın kendinizi mümkünse.Ben biri ikiye böldüm.Ameboid bi hareket olarak ilkel gözükse de aslında çoğalmak için daha fedakarane bir tavır olduğu kanısındayım.Benim bildiğim bibuçuk anca iskender ya da bar olur.İçinde bulunduğum ekolu sevdim,tek hücreli olmasam dahi zerk etmek işim değil.İlham verene de, iştirak edip işi müşterek hale getirene de aşk olsun.Müellif olmaktansa Muhalif olmak evladır diyenler için, bu yandan ;


1 BÖLÜ 2
Küçük parçalar
ayırdım kendimden
Sınırlar çizdim
komutanlar gibi
Anlaşmaları boz,
parça parça ayır beni
Siyasetle yık
biçtiğin role karşılık

22 Ocak 2008 Salı

Misalen


Bu sefer yola eskilerden devam edeyim dedim . Yazmayalı baya olmuştu neden sonra, neden yazmıyorum dedim.Oysa ki gösterilecek nice maharet nice karalamaç vardı.Evet otostop için dışarı attım kendimi.Buyrun bu haftaki azığıma, beraber tüketelim ;


şarkı gibi olmalı kadın
söyledikçe söyletir

dinlemek istersen
hiç dinletmez ki hep bekletir
iş nakarata gelmek olsun
girizgah hep bellidir

dökülür ağzından yarı pişman
sonu belli olmadan
başlatır da itirafa

kabul etmek bi tarafa
değişir yüzü hem çekiştirir de sözü

keşke dersin ondan sonra
ademoğlu dertlidir havvalardan yana

07 Ocak 2008 Pazartesi

Acık arabesque acık rap acık fuzuli

Bu resim kadar anlamlı olacak herşey söz veriyorum bu defa
Mükemmel(kamil-kemaliyete ermiş-noksansız) kombinezon-terkip-sentez desem de teğetinden geçmeyip uzağından dil çıkaran hele hele fika çeken şey nedir diye sorsanız bu olmalı derim. Evet karmaşık duygular içindeyim. Bu aralar çokça e uyaklı şiir yazıyorum işin tadını kaçırdım farkındayım.Uykum da yoğunlaştı.Dinamik finali için hazırlanmaktan sıkıldım.Bu sıkılma neticesinde ortaya azotlu bileşiklerimin sonuncusu çıktı.Dünya artık daha yaşanılası bi yer değil.Size nebulalar büyüttüm içimde
Saçma saç saçma saç
anlamsız
Başlangıçta arabesk gibi başlayıp rapçi cezaya selam veren sonrasında geçmiş zaman olur ki diyip fuzuli'ye meyleden lakin hiç bişey e benzemeyen vakit kaybı buyrun zaman öldürgecine;

Gerçek Vakit yahut Zamanda Realite
(evet vatan yahut silistire'den çorladım bunu çok beğendim)

Kalmadı vakit
Görüşmemiz meçhul
Hem de
Para pul
Olmasa da cebimde
Sevgim nakit
İradem kul
Sana köle
Soruştur beni bul
Onca ilim içinde
Borçlusun sen de
İbret al bak ;

Aşk imiş her ne var ise alemde
İlim bir kıyl-u kaal imiş ancak

05 Ocak 2008 Cumartesi


Uzun zamandır ilk kez bu kadar zayıf hissediyorum. Zamana karşı, mekana karşı insanlara karşı, kaderime karşı. Hatta belki kendi kararlarıma karşı.Hissettiklerim bu kadar ama farkında olduğum hissiyattaki bu zayıflığın iradesi, idaresi bile çaresizlik aslında. Neyi talep ediyorsak o oluyoruz, onu buluyoruz; fakat çoğu zaman talep ettiğimiz şeyin farkında olmadan yapmak bunu acı verici. Aczimizden ağlıyoruz fiziksel acılardan ziyade. Acı tadı siz de aldınız mı?

İsot güzel bişeydir...
nasıldı yerseniz mi?
Heh evet bu kez afiyet olsun efendim
Biterken Orhan Gencebay'dan 'Kaderimin Oyunu' vardı şarkı listemde
Bekleyeceğim, bekleyeceğim, geri dönmese bile!


Çaresizlik Vakti

Çaresizlik vakti

Çökünce üstüne

Ne duymaya derman kalır

Ne de düşünmeye

Arasam konuşsam

Telefon kadar yakın mı

Ya sonrası

Ne derler bana

Aklı yarım? Ruh hastası ?

Aramasam da olur

Belki kendimi yerim

Hani en fazla

Üzerim kendimi, belki

Tekirdağ rakısı,
duble ,
iki

İçtim ikimizi

Dedim ya

Çaresizlik vakti

Çökünce üstüme

Dertlerin en delisi

Ne duymaya vakit kalır

Ne de düşünmeye

En iyisi davet gönlü,

Beklemeye

Şimdi değil nur-u aynım

Seneye

31 Aralık 2007 Pazartesi

Pek bi Kıymetli Miss


efenim hayırlar feth ola şerler defola, nası derler yazılanlar kıymet göre ki tadı çıka.İkinci cahil cesaretimizi mazur görün lütuf ile.Hoşgörün ki bu edebten yoksun kimse bu kıymetsiz işlerine devam etsin.Buyrun efendim burdan yakın...


Pek bi kıymetlim'e

sonu yok,

görülmezdi kuyunun dibi

yakacak biliyorum,

vakitsiz bu his

ansızın girip de hayatıma o gözler gibi,

gerisi
lüzumsuz bahis..

senle muhabbet asıl beni,ben hissettiren

yakacak biliyorum

çözüm çözümsüz,

açılmaz düğümler

gerisi lüzumsuz
gerisi pis

24 Aralık 2007 Pazartesi

DIRSIŞ


İlk neşredilme olayı bugüne kısmetmiş efendim.Bu şiir dırsmalar (insan dilinde tırsma) üzerine yazılmışdır ayrıyetten müELLİFi benimdir. Resim için adreamfortheblind kimesnesine şükran sunmayı bir borç telakki etmekteyim.Arkadaşlar hazır mısınız?




DIRSIŞ


Beğenilme dürtüsü


İçimde içimizde


Olmasa da bi nebze


Sevgi bakar sapık bünye


Bencillikten yahut boşluktan


Uyanıp, erken kalkıp da kuşluktan


Karalar bir şeyler duymadan, uyuşmadan,


Aslında uyuşukluktan


Sevmek değil de sevilmek ister insan


Biçareyiz korkudan

Mukaddime

Bu blog hiç bir siyasal (parti,kutuplaşma,mesaj verme vesair) kaygı gütmemekte olup, ulan şunları yazayım bi iki hatunla muhabbete girerim yarına lazım olur şeklinde bir tanımlamanın dışında kalmak suretiyle, tam olarak göbeğinden sempatik bir güzellikle oluşturulmuş gayet samimi bir suhuf silsilesidir. Her türlü hakaret, dalga geçme,aşağılamanın yanında 'yuh lan deyyus', 'özenti la bu' , ve de izmirliler için 'bu dizeler filanca şairden aşırıntı deyil mi bilader' tadındaki yaklaşımlara açıktır. Netekim ortaya konan somut bir olay olmadıkta, göreceliliği mahfuzdur. Sonuçta internet(örütbağ ;) ortamı kaypak bir ortam olup, bunları yayınlama cesaretini gösteren kimseye(bağlaçolanki kişisi) dayak atmak, hatta bununla kalmayıp falakaya yatırmakda bir beis yoktur. Site herkesindir bi de kimsenindir.Oysa ne güzeldi yaşamak ve dokunmak bulutlara ve ne güzeldi yaşam harflerden önce di mi? tabi ya...